Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik
SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?
Anket Anket


Basın Bülteni Basın Bülteni

Dernek
Dernek Logosu Dernek Logosu

Eklenti Kur
Radyo Radyo

CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
İletişimİletişim Formu Formutavsanlider@hotmail.com


Reklamlar Reklamlar

Memurlar Memurlar

SEYİT GÖKTEPE

Seyit Göktepe Seyit Göktepe

Gönderim Tarihi : 21.09.2008
Seyit Göktepe "İstanbul Sokakları - 101 Yazardan 100 Sokak" adlı kitaptan... Yapı Kredi Yayınları, 2008 Örnek Sokak No: 19 Okmeydanı ? İstanbul Örnek Sokak No: 19: Ben cennetimi burada yitirdim. Cehennemin başkaları olduğunu bildim, sözcüklerle mucizeler yaratıp huzura ereyim, içime kapanıp kainatı oradan göreyim derken gençliğimi yenilgilere kendi ellerimle teslim ettim, evlerden bir evdi işte bu da, dört duvarı ortasında büyük yolculukların düşüyle gittim gittim geldim. Yazmanın bizdeki başkalarını, başkalarındaki bizi aramak olduğunu söyleyen ustamın hediye ettiği daktiloyu henüz on altısında bir yazar adayı olarak, aldım, buraya getirdim. O daktilonun tıkırtısıyla çoğu gecesini sese boğdum sokağın. Bu seslerin sonra sonra bütün bir şehri bile tutup sarsabileceğini düşündüm. Kitap kokusu ilk burada döndürdü başımı. Yazdıklarından yola çıkıp çocukluklarının geçtiği sokakların izini delice bir merak içinde sürdüğüm yazarlar burada girdi hayatıma. Bir gün birilerinin aynı merakı benim için de duyabileceklerini düşünüp kendimi bulutların üstünde bir yerlerde gördüm. Oysa ne kanatlarım vardı oralara varacak kadar. Ne de beni yeryüzünde her şeye rağmen yoluna devam eden bir insan kılacak denli güçlü bir kalbim. Burada öğrendim. Bütün bir geceyi uykusuz ilk burada geçirdim. Pencereyi açtım. Evlerine baktım. Bazısında ışık vardı. Yazsa, bazısında pencereler ardına kadar açıktı. Defterleri hep yakınımda tuttum. Perdeler pelerin gibi duruyordu sırtımda. Öyle görmek hoşuma gidiyordu bir bakıma. Sokağa bakmalardan öyküler çıkardım. Ama hepsinde kendim vardım. Adları Küme ve Güzel Bahçe olan iki sokaktan geçtim de geldim? Geçtik ve geldik buraya. Bozkırın bir köyünden kalkıp yepyeni bir hayat kurmak üzere büyük şehre göçmüş olağanüstü hiçbir tarafı olmayan bir ailenin yedi yaşında çocuğu olarak sokak kavramının ne olduğunu, nasıl bir şey olduğunu ilkinde, lise yıllarının başlamasıyla beraber içimde uyanan kimi duygularla baş etmenin zorluğunu ve aslında herkesin kendi bildiği gibi yaşadığını, kaç milyon kişi varsa o kadar çok sayıda sokak, o kadar çok sayıda şehir anlayışı bulunduğunu ikincisinde düşünmeye başladım. Henüz yirmi beşinde biri için hayat yaşanması olası önemli olaylarla ne denli baş başa bırakmış olabilir beni bilmiyorum ama şimdiye değin gördüklerim açısından bu sokağın ayrıca bir önem taşıdığını söyleyebilirim rahatlıkla: Üniversite sınavına bu sokakta, bu evde hazırlandım. İlk öykümü burada yazdım. Bir dergide öyküm ilk defa çıktığında yine buradaydım. İlk kitabımı da buraya getirdim. O sıralarda ömrünün en zor kışını geçiren, birkaç yıl sonra da bir yılbaşı günü kaybedeceğimiz dedemin o sarı kırmızı kapaklı nesneyi ellerinin arasına alıp öptüğünü, nemlenmiş gözbebeklerinde dilinin artık dönmediği yüz binlerce sevinç sözcüğünün bütün açıklığıyla belirdiğini titreyen yüreğimle ben, burada gördüm, bu sokağın on dokuz numaralı evinde, oturma odasında. Askere buradan uğurlandım. Yola çıkmama bir saatten az bir zaman kala sevgilimle bu evin balkonuna çıkıp, bu sokağın karanlığına karşı gizlice ağlayarak vedalaştım. Şimdiyse, şu yazıyı yazmak için masamın başına geçtiğim günlerde, aynı sevgiliden üç yılın sonunda ayrılmanın acısını içimde olanca ağırlığıyla taşırken, beni bekleyenin yine uykusuz bir gece ve sokağın ıssızlığına karşı pencere önüne çektiğim koltuğa oturup sözcüklerin merhametine bir kez daha sığınmak olduğunun enikonu farkındayım. Ve belki yine bu yüzden Cemal Süreya?nın dizeleri kapının altından atılan bir dost mektubu gibi hem biraz serinletiyor yüreğimi, hem de daha bir soğukkanlı bakmamı sağlıyor yaşananlara: Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka / Keşke yalnız bunun için sevseydim seni? Birkaç dakika sonra ayın üçüncü günü de geride kalacak ve iki bin yedi yılının ağustosu da sessiz sedasız akıp gidiverecek hayatımdan. Sokak ıssız. Pencereden bakıyorum. Sokağıma bakıyorum. Sevmiyorum onu aslında. Sevmediğimi bal gibi de biliyorum. Elimde olsa bir an bile düşünmem bırakır giderim. Ama gidecek yerim yok? Buradan başka sığınabileceğim başka bir kapı yok. Şimdilik, penceresi önünde odamın, yarının benim için daha güzel bir gün olmasını dilemekten fazlasına yetmiyor gücüm. Yetmiyor gücüm? yaşanmış günleri geri getirmeye de elbette? Sanki karşı pencerelerden birinden Yeliz bana bakıyor? Örnek Sokak No:19: Yine de ne mutlu bana, buradayım.
DERNEK ADMİN

Dernek Admin Dernek Admin

2413 Hit
Gönderim Tarihi : 21.09.2008

Şiir ve öykülerinizi bu sayfada paylaşabilirsiniz

TURGUT KIZGIR

Turgut Kızgır Turgut Kızgır

Gönderim Tarihi : 21.09.2008
Teşekkür ederim Can,Bu defa olmuş devamın bekleriz.
SEYİT GÖKTEPE

Seyit Göktepe Seyit Göktepe

Gönderim Tarihi : 22.09.2008
?Ben Ol da Gör?den kısa bir alıntı? ( ?umuda? adlı öykümden aldığım bu bölümü burada sizinle neden paylaşmak istediğimi okuyunca sanırım siz de göreceksiniz?) Uçsuz bucaksız bozkırda ağırdan ağırdan beliriyor şehir. Kaybolup gidiyor tarlalarım. Oysa hevesle geldik. Hevesle bindik otobüse. Molalarda çayımızı içtik. Önce kasabaya vardık. Güneş gözlükleri gözlerinden taşıp bütün yüzlerini kaplamış ihtiyarların toplandığı kahvelerde okey taşlarının şıkırtısı henüz cılız. Sigaralar yeni yeni yakılmış. Sabahın ilk saatleri. Meyve sandıkları dükkanlardan çıkarılıyor. Yolcularını indiriyor minibüs meydanda. Başımda bir uğultu.Sanki hâlâ gidiyor otobüs. Alnımı cama dayamış uyuyorum. Sağırlaşıyor kulaklarım ıssızlıkta. Belediyenin duyuruları hoparlörlerden. Bisikletli postane memurları. Kamyonlarda yeşil yeşil karpuzlar. Şuradan buradan toplayıp getirdikleri kasetleri eskiymiş yeniymiş umursamayan ahaliye bangır bangır dinleterek satmaya hazırlanıyor birkaç delikanlı. Saz varsa, ses yanıksa, gurbetten dem vuruyorsa, ver hele gardaş. Ver hele. Ayak seslerimi dinliyorum.Yürüdükçe anlıyorum artık orada olmadığımı. Siyah kasketler. Gür bıyıklar. Yamalı ceketler. Şıpıdık terlikler kimisinde. Buraya son gelişimin anıları canlanıyor içimde. Kör de olsam bulurum gideceğim yeri.Yüzyıl sonra da gelsem kaybolmam, eminim. Değişen hiçbir şey yok çünkü. Aynı binalar. Aynı dükkanlar. İnsanları bile hiç ölmüyor sanki. Başımda uğultu, dinmek bilmiyor. Besbelli, bitmedi daha yolculuk.Yokuşlar çıkıyorum.Sağa sinyal veriyorum.Uzunları yakıyorum. Işıklarda bekliyorum. Durup yüreğimi dinliyorum-mola veriyorum. Soruyorum: Bunca yıl tek bir çivinin çakılmadığı bir kasabaya büyük bir değişimin eşiği gözüyle mi baktım ben şehirde, İstanbul?da? On dört kilometre yol daha gidip de köye adım atınca dünya hiç olmadığı kadar yaşanılır mı gelecek bana? Soruyordum. Yürüyordum bir yandan da.
TURGUT KIZGIR

Turgut Kızgır Turgut Kızgır

Gönderim Tarihi : 22.09.2008
Can, bundan daha güzel anlatılamazdı. Kalemine ve yüreğine sağlık.
SEYİT GÖKTEPE

Seyit Göktepe Seyit Göktepe

Gönderim Tarihi : 25.09.2008
Abdülkadir BUDAK 23 Nisan 1952'de Sivas'ın Hafik ilçesinde doğdu. Türk şiirinin son dönemde en önemli isimlerinden biridir. YAPITLARI ŞİİR Geçti İlkyaz Denemesi (1978), Şimdi Yaz (1980), Gömleğim Leylâ Desenli (1981), Sevdanın Son Kerem'i (1985), İmzası Gül (1993; 1994 Ceyhun Atuf Kansu ve Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülleri), Yanlış Anka Destanı (1994), Aşk Beni Geçer (1997; 1998 Halil Kocagöz Şiir Ödülü), Endişeli Fesleğen (1999), Ahşap Anahtar (2000), Ev Zamanı (2002), Sana Bakmak (2004), İşaretler (Seçmeler, 2006), Dalgın Rüzgâr (Toplu Şiirler, 2007). ÇOCUK EDEBİYATI Bir Gül Çocuk (1981; 1982 Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü), Kuşların Alfabesi (1997; 1988 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Ödülü -dosya ile). DÜZYAZI Ayna Sandım Şiiri (1998) ÖDÜLLERİ 1982 Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü - Bir Gül Çocuk (1981) 1988 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Ödülü - Kuşların Alfabesi (1997) 1994 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü - İmzası Gül (1993) 1994 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü - İmzası Gül (1993) 1998 Halil Kocagöz Şiir Ödülü - Aşk Beni Geçer (1997) 2008, Yunus Nadi Şiir Ödülü - Mesafe adlı dosyasıyla VE BİR ŞİİRİ... EV ZAMANI 1. Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Bulunduğum ruh halinden şöyle bir bakıyorum Şu odanın biçimini alan ben değilim sanki Şu mutfağın çeşmesinden akmamışım su yerine Sofrayı donatmamış oturmamışım balkonda Özellikle çocuklara sarılıp baktığım zaman Olduğumdan daha güzel göstermemiş beni ayna Bir kartal karıştırmış kayalıklarla bu evi Parsın homurtuları pençeleri bu evde Evler baykuş olunca sözler saptırılıyor Yırtıcı hayvanlara benziyorum bu yüzden Kırılanın sayısı her geçen gün artıyor Gülümseyen fotoğraflar eksiliyor albümden Eşyalar beni tanırdı yer verirdi bir koltuk Sandalye benim için yanaşırdı masaya Ördüğü dantellere benzerdi karım Çocuklar avcı görmüş ceylanın gözlerine Bir kez daha ben bu eve benzerdim Ölmüş anne resminin çerçevesine Köprüsüz ırmaklar aramızdan geçiyor Ev odayı ısıtmıyor oda yalnızlığımı Bir kuyuya düşer gibi düşüyorum şiirlere Evim büyük istasyona benziyor sanki Ama yolcu binemiyor bir kez daha trene Abdülkadir BUDAK
SEYİT GÖKTEPE

Seyit Göktepe Seyit Göktepe

Gönderim Tarihi : 25.09.2008
İBRAHİM BAŞTUĞ 11 Mayıs 1964'te Hafik'in Çınarlı köyünde (Sivas) doğdu. Ortaöğrenimini 1973'te geldiği İstanbul'da, yükseköğrenimini AÜ/ DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yaptı. Dokuz yıla yayılan yükseköğrenimi süresince Tarih, Alman Filolojisi, Fars Filolojisi, Dilbilim, Halkbilim ve Tiyatro kürsülerinden dersler aldı. İlk şiir kitabını 1989'da yayımladı. Kemal Sılay'ın An Antology of Turkish Literature (1996, Indiana University Turkish Studies and Turkish Ministry of Culture Joint Series-XV, Bloomington, Indiana) adlı eserinin biyografi bölümünün yazılmasında görev aldı. Kemal Sılay tarafından İngilizceye çevrilen, ilk kitabından üç şiir ve ikinci kitabından üç bölüm bu antolojide yayımlandı. Köz adlı kitabıyla 2001 Cemal Süreya Şiir Ödülü'nü aldı. ŞİİR KİTAPLARI Çalınmış Kuyuları Babil'in (1989) İpteki Kareler (1995) Köz (2000) Kül (2001) Kavis (2003) VE BİR ŞİİRİ... Git Ataol Behramoğlu için Git. En fazla hırçın kayalarda parçalanır teknen kalbimdeki fener söner. Ah şairdir bütün fenerciler Kaza süsü verilmiş bir intiharla içine çeker fitilin ucundaki alevi, tedavülden kalkmış bütün eski fenerler Git. Biliyorum her aşk uzadıkça boğucudur Alışkanlığın tene ağ attığı bir açık deniz sayıklaması olunca sevişme esriticidir sislerin ardından seslenen Sirenler Peşinen kayalara oturacak biliyorsun teknen gitsen gitmesen ölü bir balık olarak kıyıya vuracaksın İbrahim Baştuğ
TURGUT KIZGIR

Turgut Kızgır Turgut Kızgır

Gönderim Tarihi : 25.09.2008
Can,tanıtım ve eklediğin şiirler için teşekkür ederim. Yalnız bizim siteye bir kaçtane paparazi eklentileri yapacak üye lazım.Malum bu gibi konular fazla ilgi çekmez.
CEYLAN PUR

Ceylan Pur Ceylan Pur

Gönderim Tarihi : 19.08.2012
Duydumki köylüler köye dönüyor 
Tarlaları parsel parsel bölüyor 
Kimi mal derdine düşmüş gidiyor 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Bizde karı malı alma yoğudu 
Köyde benim soyum sopum çoğudu 
Bilemedim herkes benden soğudu 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Harmanlara evlerini dizmişler 
Akrabalar birbirini üzmüşler 
Gurbet eli adım adım  gezmişler 
Eskilerden kalan var mı o köyde  


Ne olacak bizim köyün halleri 
Hep havada kalır garibanın elleri 
Bir gün olur konuşamaz dilleri 
Eskilerdden kalan var mı o köyde 


Çobanlar dağlarda koyun yayardı 
Davar gelir diye bana bağırdı 
Duymadı kulağı belki sağırdı 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


O köyde yaşayan nazir ve selet 
Nerde kaldı eniştesi azimet 
İyi düşün Osman kötü vaziyet 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Dursun ağa bastonunan gezerdi 
Hep çobanlar ırmaklarda yüzerdi 
Köyümüz o zaman ne de güzeldi 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Acısudan çıktım geldim harmana 
Hiç kimse bu köyde durmaz yanyana 
Benden selam olsun yaşlı anama 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Keklik kayasından çiçi taşına 
İyi bakın harmanların taşına 
Sırası gelirse bakmaz yaşına 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


Yeter Osman yazma kimse anlamaz 
Bende biliyorum gidenler gelmez 
Herkes ölür ama insanlık ölmez 
Eskilerden kalan var mı o köyde 


                                                                                     OSMAN KIZGIR
CEVAP GÖNDERİM FORMUCEVAP GÖNDERİM FORMU
Mesajınız* :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi1 :0,0156

© 2008 hafiktavsanli.com
Hafik Tavsanli Köyü Web Portalı http://www.hafiktavsanli.com

Tam Ekran